Yerelleştirme ile Çeviri Arasındaki Farklar

Günümüzde onlarca bilgisayarın bağlı olduğu şirket ağları, hızlı internet erişimi, elektronik kitaplıklar, birden fazla kullanıcının eş zamanlı kullanımına açık sözlükler, veri bankaları, bilgisayar destekli çeviri araçları, mevcut konumda yürütülen çeviri projelerinin dökümünü veren, aktif projelerin ne aşamada olduğunu gösteren, hangi çevirmenlerin hangi projelerde çalıştığını listeleyen, proje maliyet hesaplarını çıkartan proje yönetim araçları, çeviri bölümü mezunu çevirmen ve proje yöneticisi, kalite kontrol uzmanı, işletme müdürleri, pazarlama müdürleri gibi departmanlaşmış profesyonel çalışanları içeren çeviri firmaları artık sıradan hale gelmiş birer yapı olarak değerlendiriliyor.

Oysa fiziksel bir ofis, birkaç masa, daktilolar, daktilo silgileri, karton dosyalar, sözlükler, üzerlerine sözlüğe ek farklı sözcük kullanımlarının yazıldığı, sayfa aralarına iliştirilen notlar, kağıtlar, telefonlar, faks makineleri, hesapların tutulduğu defterler gibi bileşenleri içeren geleneksel çeviri büroları, çok da uzak olmayan geçmişimizin canlı hatıraları arasında. Bu bakış açısıyla hareket ettiğimizde yakın geçmişten günümüze çeviri iş kolunun kat ettiği mesafeyi anlamamız daha kolay olacaktır. Yazımıza konu olan çeviri ve yerelleştirme arasındaki farklar da aslında yukarıda resmetmeye çalıştığımız gelişimin kaçınılmaz bir sonucudur.

Her ne kadar çeviri ve yerelleştirme faaliyetleri, tanımları gereği birbirinden kolaylıkla ayrılmayacak faaliyetler gibi görünse de genel bir bakış açısıyla yerelleştirmeyi kaynak metnin, hedef dile adapte edilmesi ya da hedef metnin ulaşacağı kitleye göre kullanıma hazır hale getirilmesi şeklinde açıklamak sanırız çok yanlış olmaz. Çeviriden farklı olarak yerelleştirme faaliyeti çeşitli yazılımların ve çeviri bellek araçlarının kullanılması ve yönetilmesi, belge çevirisi, masa üstü düzenleme ve dizgi çalışmalarının yürütülmesi, çok dilli proje yöneticiliği, çevrilen dokümanların farklı formatlara aktarılması, yerelleştirilen ürününün işlevsel olarak test edilmesi gibi daha farklı ve detaylı süreçleri de bünyesinde barındırır. Yerelleştirme faaliyetleri için geçerli optimum iş akışının öneminin farkında olan özellikle büyük teknoloji firmaları, ürünlerine ilişkin kaynak metinleri oluştururken karmaşık cümlelerden kaçınmak, ortak bir terminoloji oluşturmak gibi yaklaşımlar sergileyerek kaynak metnin onlarca farklı dile çevrileceği gerçeğini göz önüne almaktadır. Yerelleştirme projelerinde çevirmenler ve proje koordinatörleri işbirliği içinde çalışırlar. Bu noktada çevirmenlerin çeviri yaptıkları dile hakim olmalarının yanı sıra alan bilgisine sahip olmaları, zamanlama, programlama ve bütçe konularında uzmanca yaklaşım sergilemeleri, terminoloji yönetimi bilgisine sahip olmaları ve ileri düzeyde bilgisayar ve bellek destek araçları kullanım becerisi göstermeleri beklenir. Bu noktada çevirinin, yazılım mühendisliği, proje yöneticiliği, test etme ve masaüstü yayıncılık gibi pek çok farklı disiplini içermesi sebebiyle, yerelleştirme faaliyeti içindeki süreçlerden sadece biri olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Yerelleştirme faaliyetlerinde, deyimler, atasözleri, nidalar, ünlemler de yerelleştirilen unsurlar arasında yer alır. Ayrıca bu çerçevede çevrilen metnin ya da web sitesinin belirli bir amaca uygun şekilde yerelleştirilmesi de mümkündür. Bu noktada yerelleştirilen metnin, orijinal metne birebir sadık olma zorunluluğunda olmadığını söylemek yanlış olmaz. Örneğin İngilizcedeki “A leopard can’t change its spots” ifadesi “Huylu huyundan vazgeçmez” ya da “Can çıkar huy çıkmaz” şeklinde çevirdiğimizde bir anlam ifade eder. “Bir leopar beneklerini değiştiremez” şeklinde yapılacak birebir çeviri, kavram kargaşasına ve hedef kitleyle iletişim bozukluğu yaşanmasına sebep olacaktır. Dolayısıyla yerelleştirmede, kaynak ve hedef dil arasında içerik olarak birebir bir çeviri olmasa da, anlamsal benzerliğin sağlanması gözetilir.

Reklam metinleri, marka içerikleri, web siteleri, pazarlama kampanyaları gibi müşterilerin bir aksiyon almaya çağrıldıkları kampanyalar ve projeler, yerelleştirme hizmetine başvurulan ana alanlar arasındadır. Buna ek olarak pazarlama çalışmaları ve marka konumlandırma hizmetleri, oyun yerelleştirmesi, film veya dizi çevirileri de yerelleştirme hizmetlerine başvurulan alanlar arasındadır. Buna paralel olarak çeviri hizmetine alternatif olarak tercih edilen yerelleştirme hizmetinin, projelerin pazarlama bütçeleri içerisinde yer alması gereken bir süreç olduğu söylenebilir. Pazarlama faaliyetlerinin ana hedeflerinden olan ürün, hizmet ya da markanın hedef dilde daha iyi bir noktada konumlandırılması, tüketici sadakatinin kazanılması gibi amaçlara ulaşmada yerelleştirme anahtar bir rol oynar. Yerelleştirme hizmeti satın alırken unutulmaması gereken bir diğer nokta da çevirmen ya da çeviri firması söz konusu dile ne kadar hakim olursa olsun etkin ve hedef kitleyi bağlayıcı yerelleştirme hizmetleri sunmak için çok daha fazlasının gerektiğidir.

yerellestirme-ceviri-farki-blog

Örneğin bir bilgisayar oyunu yerelleştirme projesini ele alalım. Çevirmenin bu projede her iki dile hakim olmasının yanı sıra genel olarak bilgisayar oyunları oynuyor olması ve bu konuda deneyim sahibi olması, bilgisayar oyuncularının kendi aralarında kullandıkları dil hakkında bilgi sahibi olması, ilgili oyuna ilişkin varsa jargonu çok iyi kullanıyor olması da gerekir. Yerelleştirme için ilgili alana özel sahip olunması gereken deneyim, hangi alan ya da hangi ürün için olursa olsun geçerliliğini korur.

Özetlemek gerekirse yerelleştirmeyi zor kılan noktaların aslında kullanılacağı alana göre farklılık göstereceğini söylemek yanlış olmaz. Kendine has jargona ve dinamiklere sahip ürün ya da hizmetlerinizi tanıtmak esas amacınız ise EDU Çeviri ile görüşerek size en uygun çözümlerimizden faydalanarak etkin bir yerelleştirme hizmeti satın alabilir, pazarlama faaliyetlerinizden en yüksek verimi ve geri dönüşü sağlayabilirsiniz.

Tercüme fiyatınızı hesaplayın online sipariş verin!
No Comments

Post A Comment